17 Eylül 2014 Çarşamba

Çocuklar için ücretsiz İngilizce öğrenme siteleri



Çocuğunuz için İngilizce'ye ne kadar erken başlarsanız o kadar karlı.  Çocuğunuzun İngilizce veya herhangi bir yabancı dili öğrenmesi için harcayacağınız çabaların sonucunu beklediğiniz gibi alamasanız dahi, çocuğun farklı diller olduğunu hissetmesi, merakının uyanması dahi faydalı olacaktır. Bundan evvel internette çocukların başka alanlarda gelişimi için onlarca materyaler rastlamış bunları uzun bir süre tecrübe edip faydasını gördükten sonra bloguma yazmıştım. Çocuğunuzun Bill Gates olmasını ister misiniz? başlıklı yazı burada: İncelemek isterseniz burayı tıklayın.  İnternetin nimet tarafı galiba bu. Eskiden olsa belki parasıyla dahi bulamayacağımız imkanlara erişiyoruz. Kolay erişim bilgiyi ucuz ve değersiz gibi bir duruma getiriyor. Ancak öyle değil. Bilgi halen çok kıymetli. Bu yüzden faydalı sitelere şöyle bir girip bakanlar değil, interneti kitap gibi okuyanlar fayda görüyor.

Bunun dışında, İngilizce öğretiminde dünyada epey geride olduğumuz da bilinen bir durum. Çocuklarımızın İngilizce öğrenmesi için ya kurs seçeneği var ya da yurt dışında yaşama. Her ikisinin de istisnalar hariç pahalı olduğu ya da her zaman aynı sonucu vermediği de bilinmekte. Okullarımızda da halen arzu edilen düzeyde İngilizce öğretilmediğinden (genelleme yapmak gerekirse belki özeller dahil) tek seçenek kalıyor. Eğer İngilizce biliyorsanız çocuğunuza evde öğrenme imkanı sağlamak, bilmiyorsanız, yine evde öğrenme imkanı sağlamak ve onunla beraber öğrenmek.

Şu sıralar çocuklar için ingilizce kaynakları tarayıp bir kısmını eledim. Aşağıdaki listede deneyeceklerim var. Bu kez erken davrandım. Ancak deneyip fikir edindikçe buradan paylaşacağım. Ya da siz de deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.

  1. Pumpkin (Videolar ve farklı bir eğitim metodu)
  2. Kindersay (Çocuklara temel 500 ingilizce kelimeyi okunuşları ile birlikte öğretmek için tasarlanmış.
  3. Britich Council for Kids (Görsel ve içeriksel olarak iyi ama metodolojisini anlamaya çalışıyorum)
İyi çalışmalar

8 Eylül 2014 Pazartesi

770 Genel Yönetim Giderleri Hesabı ve kapanış işlemleri

Muhasebede en kafa karıştırıcı kısımlardan biri dönem sonu işlemleridir. Dönem sonu işlemleri dönem içinde oluşan bazı hareketlerin, gelir tablosuna aktarılması ve kapatılması işlemlerini içerir. 770 Genel Yönetim Giderleri  hesabı da dönem sonunda gelir tablosuna aktarılarak kapatılan hesaplardan biridir. Şimdi adım adım  inceleyelim:

(Aşağıdaki basit süreci ezberlerseniz bir daha yapacağınız monografi çalışmasında kafanız karışmayacaktır).

Misal: 30 Aralık 2014 tarihinde kasa’dan 6400 TL Kira ödemesi yapılmıştır:
Bu işlem dönem içindedir, normal kaydımızı yaparız:
Madde No
AÇIKLAMA
BORÇ
ALACAK
1
....................................30.12.2014......................................
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
100 KASA

Kira ödemesi

6.400




6.400

(Buradaki 770 Bilanço hesaplarındaki  Genel Yönetim Giderleri Hesabıdır. Gelir tablosu için de muadili vardır. Göreceğiz).
Dönem sonunda 3 ek işlem daha yapacağız: (Gelir tablosu hesapları mavi punto ile gösterilmiştir)
Madde No
AÇIKLAMA
BORÇ
ALACAK
2
....................................31.12.2014......................................
632 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ

771 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ YANSITMA HESABI
Gelir tablosuna aktarım.

6.400





6.400

Madde No
AÇIKLAMA
BORÇ
ALACAK
3
....................................31.12.2014......................................
771 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ YANSITMA HESABI
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
Genel yönetim giderleri hs. kapatılması

6.400





6.400

(Kapatılan hesap 1. Madde nolu yevmiyede sarı ile işaretlenmiştir.)
Madde No
AÇIKLAMA
BORÇ
ALACAK
4
....................................31.12.2014......................................
690 DÖNEM NET KARI VEYA ZARARI HS.
632 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ HS.
Giderin kar/zarar hesabına aktarılması

6.400





6.400

                En çok kafa karıştıran kayıt son kayıttır. Genellikle genel yönetim giderlerinin gelir tablosunda kar veya zarar hesabına aktarılırken sanki artış yaratıyormuş hissi vermesidir. Oysa  son kayıtta dikkat edilirse 690 DÖNEM NET KARI VEYA ZARARI HS. Hesabı  borçlanmaktadır. (Yani kar azalmaktadır, çünkü Genel Yönetim Gideri  bir giderdir.)
                Peki son 3 kayıt kayıt neden yapılıyor? 2 ve 4. Madde numaralı kayıtlar gelir tablosuna aktarım için iken 3 madde nolu kayıt gelir tablosuna kaydedilmiş olan 770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ  hesabının kapatılması içindir. Yine son kayıtta dönem kar veya zararına aktarılan 632 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ HS. gelir tablosu hesabı da kapatılmış olmaktadır.
Sonraki adım:

Daha sonra 690 DÖNEM NET KARI VEYA ZARARI HS. Kapatılacak değer bilanço hesaplarından 590 nolu dönem net karı hesabına aktarılacaktır. Son işlemi daha sonra açıklayacağız.

3 Temmuz 2014 Perşembe

MÜLTECİ EMPATİ

Bir gün mülteci olursanız sadece bir haber malzemesi olmaktan öteye geçemezsiniz


Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), dünya çapında mülteci, sığınmacı ve yerinden olmuş insanların sayısının, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kez 50 milyonu aştığını açıkladı. Şimdi şöyle düşünün, bu grafik yükselmeye devam ederse neden sabah uyandığınızda Irak veya Suriyede gördüğünüzün benzerleri kucağında çocıkları ile yollara dökülmüş insanlardan biri olmayasınız. Türkiye stabil olabilir ama ya yıldırımlar bizim de başımıza vurursa?

Haydi empati yapalım. Mültecisiniz. Yaşadığınız coğrafyada “olaylar” iç savaşa dönüştü. Kan gövdeyi götürmekte. Ne sizin ne de canınızdan çok sevdiğiniz çocuklarınızın can güvenliği yok, yiyecek ekmek hatta su yok. Çok uzak değil, af buyrunuz hayvan dışkısı içinde sindirilmemiş arpaları ayıklayıp yemeye çalışanların anılarını duymuşsunuzdur memleketimizde 1. dünya savaşı yıllarında. Diğer taraftan, açlıktan köpek ve kedilerin de helal fetvası aldığı Suriye çok uzağımızda değildir. Ne yapardınız? Uçağa atlayıp gider miydiniz? Şu anda Bağdat çıkışlı uçuşların tamamı dolu, fiyatlar fahiş. Bilet aldığınız tarihe kadar yaşayıp yaşamayacağınız meçhul. Arabaylagideceksiniz? Yakıt yok. Yaya gitmeyi denemekle kalmak arasında kalırsınız. Haydi kurtuldunuz diyelim, çadırlarda yaşamanın ne olduğunu ise depremlerimizden hatırlayın.

Başa dönelim, pardon, sorun neydi? İsyan, ayaklanma, yönetimi devirme vs... Ha, tabii evet bir şeylere kızdığınızda hemen bir araya gelip yeri göğü inletebiliriz değil mi? Demokratik gösteri ve özgürce ifade haklarını tenzih ederek başlayalım. Bunun ötesinde şiddet eylemine dönüşen bir gösteri ile iç savaşa dönüşen Irak'taki olayların benzeri arasındaki geniş “toplumsal olay” yelpazesinde; eğer bilgisayar oyunlarındaki gibi “savaş,kazan, level atla” gibi düz mantık bir süreç olmadığına göre bu olayların sanıldığı kadar basit kalmayacağı, içerisine onlarca farklı çıkar, kişi, grup hatta devletin müdahil olacağı, sorun çözülene değin/ya da genellikle çözülmedikçe akan kanın, gözyaşının basit bir “gider kalemi” olacağını daha da önemlisi, savaş tanrıları, diplomatlar, devlet adamları ve stratejistlerin “makul olanının” yazının girişinde saydığımız “duygusal öğeleri” bir tarafa bırakacağını bilmelisiniz.

Sonra ne olur, tek tek saymaya gerek yok, başta ortadoğuda bir asırdan fazladır teneffüsler hariç bitmeyen kanın, savaşların, göçlerin, insanlık dramlarının tarihi ortaya çıkar. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres, "Çözüm çatışmaları önlemekten, barışı sağlamaktan geçiyor. Ancak uluslararası toplum giderek bu konudaki duyarlılığını ve zamanını kaybediyor. Bu arada da insanlar yaşam mücadelesi veriyor" diye konuştu.

Empatimize devam edelim, siz yollarda aç, susuz ve perişan, umutsuzca dolaşırken, tesadüfen orada olan bir muhabirin objektifine girdiniz diyelim. Siz sadece anakütle içinde bir örneklem, koca bir vücudun içinden yapılmış biyopsi olursunuz. Ne o muhabirin, ne izleyenlerin sizin yarım saat sonraki akıbetinizi düşünmelerine imkan yoktur. Ama siz bir insanlık dramı yaşamakta, kahrolmaktasınız. Peki bu ne olur; evet, bir kitap olabilir iyi anlatıldığı takdirde... Ancak genellikle haber izleyicilerinin milisaniyeler içinde gözünün önünden geçen bir malzeme olarak var olur. 

Sağ kalırsanız eğer, insani yardım kuruluşlarının yardımları ile bu kez yardım yapanlarının içlerinin su serpilmesine malzeme olursunuz. Hayatınız bir daha eskisi gibi olmayacaktır. Kim bilir kimleri kaybettiniz, eviniz, iş yeriniz, dostlarınız, komşularınız kısacası artık hayatınız yok. Türkiye'deki mübadele yıllarını ya da Ermeni tehcirini düşünün, yerlerinden edilmiş insanlar gittikleri yerlerde ekonomik olarak ilerleseler dahi travmaları geçmiyor, hatta nesilden nesile aktarılıyor. Siz artık mukim bir kimlik ve kültürün değil, anavatanından sökülmüş bir ağacın yaban ellerde yaşadığını yaşıyorsunuz. Ne su, su , ne güneş, güneş kalıyor...

İyi de kim planlıyor tüm bunları? Ahmet Altan'ın dediği gibi “savaşlara hep savaşlarda ölmeyecek olan karar verir”. 
Bunlarsa yolda giderken karşılaşabileceğiniz adamlar değildir elbet. Ortada halledilmesi gereken meseleler vardır. Denildiği gibi, “savaşları kapitalistler planlar, silah tüccarları organize eder,aptallar başlatır ve... masumlar ölür

Şimdi, ne yani? Savaşlar çıkmasın diye “başkaldırmayacak mıyız?”. Başta “demokratik haklarımızla sınırlı” olanları tenzih etmiştik. Bu ne demek? Bu Dimyat'a pirince giderken evdeki bulguran olmamak demek. Evdeki bulgur nedir? Evdeki bulgur, bazen çocıklarınız, bazen siz, bazen de daha da kötüsü sizin dışınızda da binler... Ya pirinç; o da genellikle her bedene uygun hazırlanmış, adı ideoloji, inanç, mücadele gibi bazı “ali konuların” sizin yerinize düşünmüş yüksek kafalarının emirleri. Bazen bir ağaç, bazen bir adam, bazen bir çocuk sadece ikonudur bu emirlerin. Uğruna ölmek yerine, neden yaşamayı denemiyoruz?

Bağırmadan, hakikati anlatmak mümkün mü peki? Neyse ki dünyada bir örneği var: Mahatma Ghandi ve onun felsefesi: Satyagraha. 


Satyagraha (Türkçe: "hakikat gücü" ya da "hakikate adanma"), 20. yüzyılda Hindistan'da Mahatma Gandhi'nin ortaya attığı felsefi akım. Uygulamada, belirli bir kötülüğe karşı kararlılıkla ama şiddete başvurmaksızın direnmeyi öngörür. (Wikipedia). Satyagraha Hintlilerin İngiliz emperyalizmine karşı savaşımının kılavuz felsefesi olmuştur, ayrıca başka ülkelerde de yayılmıştır. Gelin görün ki , herhalde bu ülkeler ortadoğuda değildir.     

19 Haziran 2014 Perşembe

Ekmeleddin İhsanoğlu Tercihi CHP ve MHP'nin siyasi hidayeti mi?

İhsanoğlu'nun ismi açıklanana değin CHP ve MHP'nin geçmiş performansına bakıp bir tahmin yapacak olsaydınız, yine, kazanmak bakımından umut vadetmeyen bir aday ismini ortaya koyacaklarını ya da daha başından yenilgiyi kabul ederek Anayasa Mahkmesinin kapısının aşındırmak için çalışmalara başlayacaklarını düşünürdünüz. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP'nin Sabahattin Çakmakoğlu'nu aday göstermesi (70 oy almıştı), CHP'nin ise 367 meselesinin arkasına sığınarak fiilen sadece sonucu ertelemesi, üzerine de iflah olmaz militarist gizli elin e-muhtırası ile yakın dönem Türkiye siyasetinin bir klasiği yaşandı. Elbette o zaman Cumhurbaşkanını halk seçmediği için mecis aritmetiği hayati öneme sahipti ve o gün ile bugünü karşılaştırmak belki isabetli olmayacaktır. Ancak ister seçim, ister referandum ister başka bir siyasi yarış olsun gelinen son nokta itibariyle bu iki partinin Eklmeleddin İhsaoğlu ismini ortaya çıkarması aslında daha derin anlamlar ifade etmektedir. Bunun bir zihniyet değişimi olduğunu düşünmek iyimserlik için erken davranmak olabilir ancak şu hali ile bir kabulün, hatta bir siyasi hidayetin var olduğu söylenebilir.

Bu bir siyasi hidayettir nitekim bu iki parti kendi içlerinden dahi birini aday gösterememenin ve “organik bağları” olmayan üçüncü bir şahsı aday göstermenin risklerini peşinen kabul ederek en azından kazanma ihtimali yabana atılmayacak birini işaret etmişlerdir ki bu birinci kırılma noktasıdır. İkinci kırılma noktası ise daha önemlidir; İhsanoğlu dünya görüşü itibariyle CHP'ye tamamen zıt, seküler olmayan bir şahsiyettir (Medyada satır aralarında İhsanoğlu'nun opera da dinlediği vurgusu bu arayı kapatmak içindir. Her ne kadar opera dinlemekle seküler olunmasa da Opera Türk tipi standart muhafazakarlığa göre ılımlılık için özenle seçilmiş bir indikatördür). MHP'ye zıt tarafı ise malum İhsanoğlu'nun belirgin milliyetçi kodlar içermemesidir. (MHP için bu cidden önemlidir çünkü tam da şu sıralarda Irak'taki sorunların içerisinde, insan ölümleri ya da müslüman ölümleri gibi geniş kapsam yerine, Türkmenlerin Peşmerge karşısında yaşadıklarını vurgulamaktadır)

CHP'nin volatil olmayan bir görüş çizgisi eğer mevcut olsaydı, İhsanoğlu'na olan desteklerini kendi politikalarını inkar olarak ele alabilirdik ancak bu fikrin CHP'nin tabiri caizse sabah uyandığında aklına esen yeni bir “deneysel çalışma” olma ihtimali yüksek. Yine de bu inkar hiç yok da değildir. Nitekim daha şimdiden CHP içinde çatlak sesler duyulmaktadır (kendi içlerine haklı da olarak).

Malum; Türkiye'deki mevcut seçim sistemi çerçevesi içerisinde, eğer kazanmak istiyorsanız kırmızı çizgilerinizi biraz genişletmeli, ayrıca içeriye giriş için ek kapılar açmalısınız. Dahası kırmızı çizgilerinizi genişlettiğiniz toplumun gözüne formel olarak sokarak değil (Çarşaflı hanımlara CHP rozeti takmak ya da hiç ihtimal yokken Hakkari'den MHP Belediye Başkan adayı çıkarmak gibi) gerçekten buna tabanınızı ve daha önemlisi kendinizi ikna ederek ulaşabilirsiniz. Burada sözkonusu iki partinin belki kırmızı çizgilerini genişleterek değil de biraz unutarak, ancak nihayet bu kez pragmatik ve kazanmaya dönük hareket ettiğini görebilmekteyiz.

Gelin görün ki yer Türkiye olunca kırmızı çizgilerinizi Fırat'ın ötesine de genişletmeniz gerekir. İşte burası bu iki parti için kader anıdır. HDP'nin “kendi adayımızı göstereceğiz” ya da “MHP ile aynı adayı destekleyemeyiz” beyanatları, niyetleri öyle midir bilinmez ama en azından Erdoğan'ın düşürmeye dönük özel bir inatlarının olmadığını düşündürüyor. Evet HDP Erdoğan'a dönük bir muhalefet sergilemekte ama bunu inada dönüştürmemektedir. Bu dengeli tutumunun altında yatan şeyi tahmin etmek güç değil: Çözüm süreci.
Çözüm süreci ile ilgili ontolojik tartışmalara girmeden sırf retorikte ve bugüne kadar kimine göre arpa boyu yol almış kimine göe devrim niteliğindeki işler (Silah bırakma/Ateşkes, TRT6, Kürtçe'nin üzerindeki fiili yasakların ve önyargıların aşılması, Kürtçe yayın hakkı vs.) kuşkusuz Erdoğan'a karşı muhalefet içinde dahi olunsa, HDP ve Kürtler kanadında ağır bir top olarak varlığını koruyor. Yani çözüm süreci HDP ve belki AKPARTİ için siyaset üstü.

Dolayısıyla başka bir aritmetik (2007'den hatırlayalım) halen kalmadıysa, Kürtlerlerin tutumu önemli ölçüde belirleyici olacaktır (İlla Erdoğan'a oy vermeleri gerekmez. İhsanoğluna oy vermemeleri de Erdoğan için yeterlidir). Anayasa referandumunda Kürtlerin referandumu boykotunda da buna benzer bir “pasif belirleyicilik” rolü idi. Kabul etmek gerekir ki gayet de profesyoneldi.

Şimdi, CHP ve MHP eğer kırmızı çizgilerini Fırat'ın öte tarafına kadar genişletebilseydi işte o zaman İhsanoğlu'nun kazanması ile CHP ve MHP'nin de yarım asırı aşkın fiyasko zinciri kırılabilecekti. Yarın, Kürtler dönük ya da Kürtleri de kapsayan anlaşılır bir söylem geliştirmeksizn CHP ve MHP, İhsanoğlu'nun cumhurbaşkanı olsa dahi, elde edecekleri rüzgar iktidar olmak için yeterli güce sahip olmayacaktır.

Irak'da olduğu gibi Türkiye'de de Kürtler için “belirleyici rol oynamak” türünden ifadeler çok mu kulak tırmalayıcı? Konuşula siyaset, Kürtlerin de artık Türkiye siyasetinin “ayrılmaz bir parçası” olduğu düşünüldüğünde cevap: Hayır.

Her şey resmileşene, saflar belli olana kadar söylenebilecek her şey için erkendir. Nitekim burası “halen” Türkiye...

15 Haziran 2014 Pazar

HIZSIZ OKUMA

Okunacak materyallerin sayısı hızla artıyor, dahası artık "daha fazla okuma" çoğu kez entelektüel bir zevk değil "gereklilik" haline geldi. Doğal olarak insanlar bu durumu ya "hızlı okumaya niyetlenerek" ya da hepten "hızlı veya yavaş ama hepten okumayarak" aşma yoluna yöneldiler. Birinci grup hızlı okumaya niyetlendi, bu niyetlerin çokluğu ise doğal olarak bir hızlı okuma ekonomisi ortaya çıkardı. Her yerde "hızlı okuma teknikleri" diye kitaplar, kurslar,programlar ortaya çıkmaya başladı. Doğal olarak okuma hızımızı ikiye veya üçe katlamak büyük hayaller kurmanıza neden olur, kimimiz çok daha entelektüel kimimiz daha fazla sınav geçmek, kimimiz iş ile ilgili okunacak materyalleri hızla okuyup sonra keyfine bakma hayali kurar. Tabii bir de "marjinal gruplar" var onları da anmadan geçmek olmaz, onlar kitap denilen fetiş nesnesinin satır satır okunması gerektiğine inanır, "hızlı okumayı" bir deli saçması olarak görürler. İşte tam bu karmaşık atmosferde belki de "hızlı okumayı" niyetten gerçeğe beklemeksizin dönüştürmek gerekir. Aksi takdirde zaman yavaş okumayla bile bitirebileceğiniz kitapları okumamış olmakla kalma ihtimali vardır. İşte hemen bir kursa kaydolmak ya da sihirli metotlardan söz etmiyoruz. Okuma konusunda "hız" felakettir demiyoruz ama en az hız kadar etkili olabilecek, dahası toplamda hızınızı arttırabilecek bazı "sihirsiz" önerilerimiz var. Çağımızın hızı kutsayan yaklaşımları yerine daha makul, kullanışlı ve daha da önemlisi hemen uygulamaya geçebileceğiniz metotlar...

Neyi hızlı okuma?

Hızlı okuma literatürünün belki de en az değindiği konulardan biri, "neyin okunacağı" daha doğrusu "neyin okunması gerektiğidir". Yani her şey okunmalı mı ki hızlı okuyalım, ya da kovalayan mı var? Aslında gerçekten neyi okumalıyım sorusu, ya da sağlam bir seçici yaklaşım en az hızlı okuma teknikleri kadar fazla zaman kazandırabilir. Gelin görün ki bir kitaba şöyle hızlıca baktıktan sonra okuyup okumama kararının isabetliliği, geçmiş okuma deneyimi ile doğru orantılı olarak artar. Ayrıca kitap oburluğu, bilgi obezitesine neden olur. Bu istenen bir durum değildir. Entelektüel dağarcık, abur cuburla kendisini okutturmaktan aciz ya da okura saygı göstermeyen eserlere karşı tedbirli olunmalı. Hatta okur dostu olmayan bazı iyi eserlere de bu kapsama girer. Bazı kitapları alırsınız, meşhurdur, kutsal kitap muamelesi görür neredeyse literatürde, ancak bir bakarsınız elinize yapışmış, akmıyor, zorlar devam edersiniz, aylarca elinizde sürünür eskir, inat edip bitirseniz bile toplamı sizin için sıfıra yakın faydadır. İşte tam bu noktada okuma öncesi kararın önemini tekrar idrak edersiniz. Bunun ise yegane mihenk taşı vardır: Amaç. Yani okumanızın bir veya birden fazla ölçülebilir, somut ve gerçekçi amacı olmalıdır. . . Bu durum her kitaptan pragmatik bir beklentiye girmeye neden olabilir -o kadar da değil- kitapların büyüsünü de bozmamak ve yazarların lanetine uğramamak için dengeyi korumakta fayda var. Okuma amacı Bu kitap kurtlarının iki türlü ilgisine bağlı olmaktadır; geçici ilgiler ve kalıcı ilgiler. Sözgelimi kalıcı ilginiz olan ekonomi ile ilgileniyorsanız onunla ilgili okumalar yaparsınız ama arada canınız çeker Ortaçağ tarihini irdelemek istersiniz, bu geçici bir ilgidir (heves demiyorum, geçici ilgi yıllar da sürebilir) o anda elbette gider istediğiniz kitabı okursunuz, neticede ders çalışıyor gibi değil zevk aldığınız için okursunuz ama iş Ortaçağ tarihi üzerine doktora tezleri okumaya, ya da kalıcı ilginiz olan ekonomiden daha fazla okumaya gelince (özellikle ekonomiye tövbe etmediyseniz tabi) yaptığınız şey metresinizle evlenme kararı gibi olur. (Tıp doktoru Anton Çehov, tıbbın eşi, edebiyatın ise metresi olduğunu söyler. Onun gibi olacaksanız hiç durmayın).

Hemen şimdi hızlı okuyun

Hızlı okuma endüstrisinin belki bir tekniği de hızlı okuyan adam olma vizyonunuzu kaf dağının ardına itmesi, efsane haline getirmesidir. Bunun hem zamansal olarak ötelerken, bir taraftan da bir gün hızlı okuduğunuza şu kadar sayfayı şu kadar dakikada okursunuz noktasına getirerek, hızlı okumakla entelektüel olacağınız ya da önünüze gelen sınavı ezip geçeceğiniz duygusuna kapılmanızı sağlarlar. Bu formellik kesinlikle okumanın büyüsünü biraz kaçırıyor. Galiba Toltsoy, Dostoyevski, Umberto Eco hızlı okuma kurslarına gitmediler. Bunun hızlı okuma olgusunu inkar veya küçümseme olarak ele almayın. Bir araba olarak yüz seksen kilometre saati geçebilirsiniz ama aynı hızdaki bir hızlı tren olamazsınız. Entelektüel birikim sadece sayısal olarak okuduklarınız adediyle ilgili değildir. Geri kalan işleri yapmazsanız çok kitap okumakla entelektüel değil, “genel kültürlü” ya da daha da kötüsü “iyi bulmaca çözen” olursunuz. Hızlı okumanın ikinci hedef sektörü sınav sektörü hakkında ise fikrim yok.

Zamansal olarak öteleme olgusuna gelince; Hızlı okuma teknikleri galiba sihirli teknikler değildir. Bazılarını hemen bugün uygulamamak için bir neden yok. Muhtemelen zaten bunların bir kısmını bilinçli veya bilinçsiz olarak yapıyorsunuzdur da. Önemsiz yerleri atlama (skimming), ön okuma (prereading), öze odaklanma gibi... Geri kalanı ise göz ve zihinsel egzersizlere dayanıyor ki, bunlar için kurs veya düzenli bir program makul fiyatlara elbette kabul edilebilir. Ayrıca bazı ücretli ve ücretsiz yazılımlar bir takım klasik okuma hatalarını daha başından engelleyerek (yazının tek noktada art arda kelime kelime akması vs. ciddi hız sağlıyor).

Kasten yavaş okunacaklar

Hızlı okuma literatüründe zaman zaman bahsedilse de, kimse okuma hızını iki katına çıkardıktan sonra yavaş okumayı genellikle planlamaz. Oysa bazı metinlerin tabiatı gereği hızlı okunmasına bazen imkan bazen de gerek yoktur. Şöyle ki, matematiksel ifadeler ve alıntılar ziyafeti çektiren bir bilimsel çalışmayı hızlı okuduğunuzda “fikir edinmeniz” mümkün ise de tam olarak o makaleden alacağınızı almanız zordur. Gelelim gerek olmayan kısma; Bir de şöyle yudum yudum okuyup keyif aldığınız metinleri, şiir ve öyküleri düşünün fondip yapmanın bir anlamı yoktur galiba.
Ezcümle, hızlı okuma eylemi içinde önemli ölçüde durumsallık barındırır.

Özetle, okumanın hızına, okunan kitap adedine ya da başka şekilsel ayrıntılara takılmak yerine sürekliliğine, yaşanmasına, belki de ruhuna vakıf olunmalı. Hızlı veya hızsız hep okunmalı, her yerde okunmalı ama her şey dibine kadar okunmamalı.

Tchebysheff (Çebişev) teorisi


Çebişev'in eşitsizliğini anlamak isteyenler için "el emeği göz nuru:)" aldığım not. 

Ekonometriyi anlamak



Ekonometriyi anlayamıyorum, çok soyut ve zevksiz filan diyorsanız bir çözümümüz var. Jon Stewart'ın "Understanding Econometrics" adlı kitabını bulunca en az Enigma'yı çözmüş kadar sevindim. Nitekim bazen hayal alemine daldırtan ve insani olmaktan çıkan ekonometrik kavramları insani bir dille anlatmaktan söz ediyor ve sıfır ekonometri bilgisine sahip birine anlatırcasına anlatıyordu. Bu yönü ile bu kitabı kesinlikle öneriyorum.

Ön Kapak

Kitabı okurken, yine okuma notu kabilinden aşağıdaki notları aldım. Koyu punto ile gösterilen tanımlar kitaptan yaptığım alıntıların Türkçe halidir.

denklemini ele alalım C: Tüketim, D talep olsun.

Intercept: a değeridir
Slope: Beta değeridir.
Dependent value: C değeridir.
Explanatory variable: D değedir.
Marginal Propensity (Marjinal eğilim), Talebin tüketime eğilimidir.


Doğal olarak talep ile tüketim arasında yukarıdaki gibi bir denklem gerçekçi olmaz. Çünkü bu denklem doğrusal bir denklemdir ve iş o kadar kolay olsaydı talebe bakıp çat diye tüketimi tahmin ederdik. Eh bunun için denklemi biraz geliştirmemiz gerekiyor:


Disturbance (hata terimi): u ile gösterilen genellikle ne idüğü belirsiz değerdir.

En Küçük Kareler Yöntemi

Bir anakütlenin ya da zaman serisinin tamamının kendi içindeki ilişkisi şöyle olsun:


Anakütleyi bilmediğimiz ya da zaman serisinin bir parçasını aldığımız zamanki denklem yukarıdaki ile aynı değil ama ona yakın olan başka bir denklem olacaktır. Bu denklem de şöyle gösterilsin:


Şimdi bu iki denklem arasında olan fark ise  ile gösterilir ki formülü şu olur: 


İşte bu  değerine kalıntı ya da residual denilir.

Bu residual kavramını  denklemindeki  değeri ile karıştırmayın. U değeri yukarıda belirttiğimiz üzere disturbance (hata terimi) olup artık alfa ve betamızın açıklayamadığı, ya da belki tümden açıklanamayan dolayısıyla tesadüfi olması beklenen bir değerdir.

Şimdi  denklemimiz ile  denklemimiz arasındaki farklı en küçük hale getirmek yani   değerini en küçük hale getirmek istesek ne yaparız? (Niye istiyoruz çünkü örneklem modelimizin ana kütleyi büyük ölçüde yansıtmasını bekleriz) 

Kitapta anlatılan ve benimse detayına girmediğim matematiksel ıspatla en küçük kareler yöntemi ile örnekleme serpilme diyagramında öyle bir regresyon çizgisi çizeriz ki anakütle serpilme diyagramı olduğunda buna en yakın halde olsun [DOĞRULANMALI].



Gazali'ye göre tekamül

İhya-u Ulum-ud Din

Gazali'nin İhya-u Ulum-ud Din adlı eserinin 3 cildini okumaktayım.  3. cildin çoğunluğu faziletlerin kazanımı ve kötü tabiatin yok edilmesi üzerine olduğunu belirtmekte fayda var. İlkesel olarak Gazali'nin kültürümüzdeki "can çıkar huy çıkmaz" türünden yaklaşımlara tamamen karşıdır. İnsan karakterin değişimimin ve yeni özellikler kazanmanın çok zor olduğunu kabul etmekle birlikte, karakterin değişmezliği eğer gerçek olsa yazılan kitapların hatta dinlerin bir manasının olmayacağını ifade eder. Yani tüm bunlar karakterin değişebilirliğine alamettir.

Kitapta nakledilen eski bilgelerin faziletleri kazanmak için uyguladıkları ya da öğrendikleri bazı ilginç metotları paylaşmak istedim. Genel olarak tamamındaki ortak tema bir şeyin edililene değin bıkmadan usanmadan zıttının tekrarından ibaret.

  • Malına mülküne düşkün bir adamın tüm malını denize atması. (Gösteriş olur endişesi ile hayır işlerine dahi kullanmak istememiş)
  • Bir adamın ağır tabiatını değiştirmek ve sabretmeyi öğrenmek için özellikle kendisi hakkında kötü konuşsun diye bir adamı kiralaması. (Okur Notu: Günümüz anlamında adamın muhalefete ihtiyacı olduğu aşikar)
  • Gösterişi seven kibirli bir adamın bir süre dilenerek kibirini kırmaya çalışması.
  • Hint bilgelerinin tembelliği izale için sabaha kadar ayakta durması.
Acaba Gazali'nin önermeleri de günümüz için de, sigarara, dengesiz ve aşırı beslenme, öfke kontrolü vb. alışkanlıkların temininde kullanılabilir mi? Önermelerin sadece Gazali'de değil bir çok düşünürün temel yaklaşımı olduğunu biliyoruz. Neticede aklın yolu bir. Hatta Shakespeare'e atfedilen  bir söz "Fake it, before make it" diyor. Yani bir şeyi yapana kadar, onu yapıyormuş gibi yap.








3 Haziran 2014 Salı

Genişletilmiş Dickey Fuller Testi

Augmented Dickey Fuller Testi ile ilgili olarak aldım bazı notlar:
  1. Augmented Dickey Fuller Test (ADF) "Durağanlık" var mı yok mu kontrol etmek için yapılır.
  2. İki farklı zaman serisi durağan değillerse herhangi bir tahmin modeline direkt konamaz.
  3. Zaman serisi bir tahmin modeline konacak ise durağanlaştırılmalıdır.
  4. ADF testi RStudio altında urca kütühanesi ile yapılır. ur.df(parametreler) fonksiyonu ile komut verilir.
  5. [DOĞRULAMA GEREKTİRİYOR]  Sonuç kısmında probability değeri 0.05 değerinden küçükse veri durağandır.
  6. [DOĞRULAMA GEREKTİRİYOR]  Ya da ADF test istatistik değerlerinin mutlak değerleri %1,%5,%10 ihtimalle gösterilen istatistik değerlerinden büyük ise veri durağandır.

30 Mayıs 2014 Cuma

R Kullanım Kılavuzu


İstatistik, ekonometri ve matematiksel işlemlerde komut bazlı çalışan (yani düğme filan yok tamamen sözüm ona sıkıcı bilgisayar kodları ile) ancak tam anlamı ile zehir gibi bir araç olan R için bazı temel komutları unutmama ve paylaşma adına "cheatsheet" kabilinden bir dosya paylaşmaya karar verdim. Yenilerini de buradan devam ettireceğim.

İşte bazı basit kodlar:

Yararlanılan Kaynaklar
http://www.montefiore.ulg.ac.be/~kvansteen/GBIO00091/ac20092010/Class8/Using%20R%20for%20linear%20regression.pdf

http://stackoverflow.com/questions/6771588/how-to-define-a-simple-dataset-in-r

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Microsoft Excel 2010 ile Histogram Çizme


Tahmin ettiğinizin aksine histogramı excel'de çizmek herzaman kolay değildir. Sürümden sürüme bazı problemler çıkabilmektedir. İşte kesin çözüm (Excel 2010 için):

Excel'inizde "Çözücü" ya da İngilizce olararak kullanıyorsanız "Solver" eklentisi(add-on) kurulu olmalıdır.  Bunun için şu adresten nasıl kurulacağını öğrenebilirsiniz. Daha sonra excel dosyası  içinden Veri> Veri çözümleyicisi'ni seçim oradan açılan pencere'den Histogram'ı seçin. 

Kolay gelsin

Gereksiz e-posta aboneliklerinden tek seferde kurtulun


E-posta adresinizde zamanında üye olduğunuz onlarca hatta yüzlerce üyelik mesajlarından artık sıkılmışsınızdır. Teker teker üyelikten çıkmak da neredeyse imkansız. İşte tam bunun için tüm üyeliklerinizin dökümünü çıkarıp toplu olarak (elbette bazılarını sürdürmeye devam edebiliyorsunuz) iptal etmek ve huzur dolu inbox'a sahip olmak mümkün. https://unroll.me/ adresindeki ücretetsiz hizmet hayat kurtarıyor. Ben meğe şu 8 yıllık gmailimde 180 adet bülten üyeliğine kaydolmuş mail bombardımanı altındaymışım. Komple sildim. Denemenizi öneririm.

23 Mayıs 2014 Cuma

İngilizce-Türkçe Bazı Finansal Kavramlar



Zaman zaman unutabildiğimiz ya ka birbirine karıştırdığımız finansal kavramlar için kendimce küçük bir sözlük oluşturdum. Yeri geldikçe yeni eklemeler yapabilirim. Elbette internette onlarcası var ancak her "yiğidin" yoğurt yemesi de farklıdır. Sormak istediğiniz kavramlar olabilir, lütfen yorum kısmında sorunuz. Elden geldikçe, vakıf olunan kavramlar listeye eklenecektir.
  • Common Stock (İngiliz ingilizcesinde Ordinary Share):  Adi hisse senedi
  • Dividend: Kar payı, temettü
  • Stock split: Hisse senedi bölünmes. (Bir hissenin şirketin kararıyla iki yeni hisseye dönüşmesi)
  • Tobin's seperation theorem: Tobin'in ayrım teorisi: James Tobin tarafından ortaya atılan teori. Bu teoriye göre bir yatırım süreci iki ayrı adımda açıklanabilir:
    1: Matematiksel bir sonuç olarak etkin bir pörtföyün kurulması aynen Markowitz'in tanımladığı gibi değişmez bir tercihtir.
    2: Bu etkin portföyün terkibinin kararının riskiz yatırımlarla verilmesidir.
    Etkin pörtföy ile risksiz varlıklar arasında optimal tahsis yatırımcının tercihine kalmıştır. Öyle ki bu ayrım sermaye piyasası doğrusu ve CAPM kavramının inşa edilmesinde büyük rol oynar.
  • Short Sell (Açığa satış): Detaylı açıklama için: Okan Sarıoğlu
  • Financial Failure/Corporate Failure: Finansal başarısızlık (Bir firmanın iflas ve benzeri durumları)
  • Moody's Manual: Moody' Manueli: Kredi derecelendirme kuruluşu Moody'sin yayınladığı firmalar ve sektör hakkındaki değerlendirmelerini içeren manuel. Detaylı bilgi için: Hürriyet. Moody manuel'i bir çok akademik çalışmada veri kaynakları arasında yer almıştır. Özellikle de iflas tahminlemesi ile ilgili çalışmış bilim adamlarınca...
  • 10-K Financial Statements:  Amerikan SEC(Security Exchange Commission) yahut bir nevi Amerikan SPK'sının her yıl firmaların genel performansı hakkında yayınladığı yıllık rapor. Bunun 10-Q versiyonu ise çeyrekliktir.
  • Back-casting: Güncel eğilim ya da trend analizlerini kullanarak geriye dönük çıkarımlarda bulunma. İleriye dönük tahmin yapma anlamına gelen forecasting'den farkı geçmiş üzerinde yorum yapıyor olmaktır.
  • Logit/Logistic Regression: (Lojistik Regresyon): Bir araştırmacının bir siyasinin kazanıp kazanmayacağına dair faktörlere ilgi duyduğunu varsayalım.  Sonuç değer 1 (kazanmak), 0 (kaybetmek) olsun.  Tahminleyici değişkenler, kampanyaya harcanan para olsun.Bu durumda Logit ya da Lojistik regresyonla analiz yapılarak ilişki bulunmaya çalışılır.
  • Dividend yield: Temettü geliri
  • Clearing House: Takas odası

Futures sözleşmeleri ile ilgili bazı kavramlar:

Baz Fiyat= Vadeli fiyat-Spot fiyat
Baz fiyat sıfırdan küçükse=> fiyatların düşüeceğine dair ciddi beklenti var (Nadiren) Buna backwardation da denilir.
Baz fiyat sıfırdan büyükse => Bu durum normaldir. Buna contango denilir. Contango durumunda yatırımcılar vadeli işlem sözleşmeleri satmaya meyillidir.



20 Mayıs 2014 Salı

Latex dosyasını Word'a çevirme

Microsoft ürünlerini Bill Gates'ten daha fazla seven bir toplum olduğumuz için canım Latex ile ilmik ilmik yazdığınız el emeği göz nuru metinlerinizi yolladığınız yerin 'MS Word formatında gönderilecektir' demesiyle Word' gerçekliğine döndüğünüz olur bazen. Bu durumlarda bu işi elle yapmak epey zor olabilir, bunun için açık kaynak dünyasının bir çözümü var: Latex2RTF. Evet direkt Word'a çevirmiyor ancak RTF formatına çeviriyor. Çevrim sorunsuz. Metin içi kaynakça da sorunsuz çevriliyor. Tek sorun kaynakça kısmını daha sonradan Mendeley veya Zotero'ya entegre halde olmaması -ki çözüm bulursam paylaşacağım- o da zor değil.
Programı indirmek için Latex2RTF


16 Mayıs 2014 Cuma

Python ile Excel'den veri okuyup işleyerek sonuçları Excel dosyasına yazdırma

Python dili ile Excel dosyalarına erişim sağlayarak verileri almak ve işlemek mümkündür. Aşağıda parasal değerleri alıp her biri için risk değerlemesi yaptıktan sonra sonuçları output-risk.xls dosyasına yazdıran bir kod betiği var. Bizzat yazdım. Excel'de  normalde excel fonksiyonları ile yazılamayacak karmaşıklıktaki veri işleme operasyonları için Excel'e pythondan dışarıdan müdahale etmek iyi bir çözüm olabilir.
Aynı işi Excel makroları ile yapmak mümkün ise de python daha sade bir çözüm sunuyor.
Bu kodlar python ile excelden veri okumak için xlrd, python ile excele veri yazmak için xlwt kütüphanesi kullanıyor.

İşte kodlar:

# -*- coding: utf-8-*-
import xlrd
import xlwt
#read

"""
tek satira kaydedilmiş proje parasal degerlerini check edip
risk degerlendirmesi yapar 1 ila 5 arasindaki risk puanlarini bulur.
output-risk.xls dosyasina parasal degerler ve karsilik gelen risk degerlerini yazar
"""
class DataController:
    def data_risk_test(self,parasal_deger=0):
        x=parasal_deger
        if (x>10000)&(x<100000):
                risk=1
        elif(x>100000)&(x<500000):
            risk=2
        elif(x>500000)&(x<1000000):
            risk=3
        elif(x>1000000)&(x<2000000):
            risk=4
        elif(x>2000000):
            risk=5
        else:
            risk=0
        return risk
   
    def risk_test(self):
        okuwb = xlrd.open_workbook('risk.xls')
        okuwb.sheet_names()
        okuhucre = okuwb.sheet_by_index(0)
        okuhucre = okuwb.sheet_by_name(u'Sheet1')
        #write
        yazwb = xlwt.Workbook()
        yazhucre = yazwb.add_sheet('Otomatik1')
        risk=0
        i=0
        for rownum in range(okuhucre.nrows):
            #print sh.row_values(rownum)
            VAL=okuhucre.row_values(rownum)
            x=VAL[0]
            risk=self.data_risk_test(x)           
            #print str(x)+":"+str(risk)
            yazhucre.write(i,0,x)
            yazhucre.write(i,1,risk)
            i=i+1
        yazwb.save("output-risk.xls")
        print "**Risk kontrolleri yapilarak output-risk.xls dosyasina islendi"
#**********************
dc=DataController()
dc.risk_test()

    
Dosyayı indirmek için ise aşağıdaki linki kullanabilirsiniz:

https://docs.google.com/open?id=0B2QbjSFSlgaMemZqSnl2T1BtOVE

9 Mayıs 2014 Cuma

IPA-II dönemi

Katılım Öncesi Yardım Aracı – IPA I’in 2007-2013 yıllarını kapsayan ilk döneminde mali yardımların çerçevesini oluşturan beş bileşeni korunarakmali yardımlara yön verecekbeş politika alanına dönüştürülmüştür. Bu beş politika alanı içinde ise çeşitli başlıklar altında sektörler ve alt-sektörler belirlenerek Avrupa Birliği Bakanlığı ile birlikte konuyla ilgili Bakanlıkların sorumluluğuna verilmiştir. İlgili sektör ve alt-sektörler altında yer alan proje faaliyetleri sektör sorumlusu kurumlar (lead institutions) tarafından koordine edilecektir.(http://www.diab.gov.tr/isbirligi-20-ipa-ii-donemi--2014-2020-.html)

Yeni Bileşenler:

-AB Üyeliğine Geçiş Süreci ve Kapasite Geliştirme. Bu başlık altında, Yönetişim ve Kamu Yönetimi, Sivil Toplum, Müktesebata Uyum Desteği, Birlik Program ve Ajanslarına Destek, Yargı, Temel Haklar, Göç ve İltica, Entegre Sınır Yönetimi ve Organize Suçlarla Mücadelealanlarında destekler verilmektedir.
-Bölgesel Kalkınma: Ulaştırma, çevre (su, atık su ve hava kalitesi konuları), enerji (yenilenebilir ve enerji verimliliği konuları), eğitim, sağlık altyapıları ve bilişim teknolojileri dahil KOBİ’ler desteklenmektedir.
  • İstihdam, Sosyal Politika ve İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi
  • Tarım ve Kırsal Kalkınma (IPA I. döneminde hali hazırda 5. bileşen IPARD olarak sürdürülmeye devam etmektedir)
  • Bölgesel ve Sınır Ötesi İşbirliği

İlerleme

IPA II Konsey Tüzüğü No:231/2014 (11 Mart 2014) ve IPA II Uygulama Tüzüğü No: 447/2014 (02 Mayıs 2014) yürürlüğe girmiştir.
IPA II ile ilgili ikincil mevzuat çalışmaları halen devam etmektedir. Ülke Strateji Belgesi ve Operasyonel Programlara ilişkin AB ve Türkiye arasındaki müzakereler ilerlemektedir.
IPA II uygulaması, Komisyon’un Operasyonel Programları onaylaması, Komisyon ile Türkiye arasında anlaşmalar (Çerçeve ve gerek görülürse sektörel, finansman) imzalanması ve Komisyon’un ilgili IPA II yapılarına bütçe uygulamaları için yetki vermesi (entrusting budget implementation tasks) ile başlayacaktır.

IPA-I Dönemi ile ilgili bazı önemli farklar

-CAO (Yetkili akreditasyon görevlisi) IPA-II dönemi tüzüğünde yer almamaktadır. (CAO kalkmıştır) -IPA-I döneminde tanımlı NAO ve Ulusal Fon, NAO ve Destek Ofisi tanımı gelmiştir.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Neyle çalışıyorum? Akademisyenler, Programcılar ve Verimli İnsanlar için Alet Çantası

Bilgisayarda ciddi bir şeyler yapıyorsanız alet çantanız çok önemlidir. Serbest programcılık, Doktora öğrenciliği, kitapseverlik gibi birden fazla "gözlüğünüz" varsa aşağıdaki listem size göre:
Bu liste yılların tecrübesiyle oluşan güvenilir bir listedir. İşte sihirli değneklerim:

Bu reçete "Windows"a özeldir. Linux için reçetemi ayrıca yazacağım. İlk fırsatta


Google App Engine:

Ücretsiz olarak web sayfalarımı, web uygulamalarımı Google altyapısı üzerinden yayınlamak için kullandığım çözüm.
Ayrıntılı bilgi için burayı tıklayın.

Eclipse:

Java, C/C++, Python, Android programlama yanında akademik yazım dili LaTeX için de kullandığım emektar ortam. Eclipse tek başına bir program değil her bir ayrı özellik için Eclipse'i indirdikten sonra Help menüsünde Install Software kısmından istediğiniz modülü ekleyebilirsiniz. İndirmek  için

Netbeans:

Aslında Eclipse benzeri bir program ancak Java ile arayüz tasarımını sürükle bırak mantığı ile yaptığından ilk göz ağrım olan bu Java IDE'sinden vazgeçemiyorum. İndirmek için

TeXnic Center:

LateX için Windows altında mükemmel araç. Memnun kalacaksınız. İndirmek için


Python Programlama Dili:

Bir Python programcısı olarak en güçlü İngiliz anahtarı elbette eksik edilmez. İndirmek için

Python altında matematiksel işlemler, matris işlemleri vs. yapacaksanız Python NumPy kütüphanesini kullanabilirsiniz.



PSPP:

Kırık SPSS ile uğraşmak istemiyor ancak istatistikle uğraşıyorsanız bu programı deneyin. İngilizce telafuz ederken dikkat, siz istatistik gibi ciddi bir şeyden bahsederken insanlar son iki harfe takılıp gülüşüyor:)

Gretl:

Ekonometri ile ilgili  çalışmalarda E-views kırığı aramayın. Onun yerine mütevazi ama tam bir canavar olan Gretl deneyin.

Chrome ve özel eklentileri:

Tarayıcı olarak genellikle Firefox, Chrome, Yandex Browser hepsini kurmakla birlikte senkronizasyon ve güçlü eklentileri için Chrome ile daha çok işim oluyor.
Bu eklentilerden bazıları:

Reklamsız, resimsiz kitabi bir okuma için Readability.
Sevdiğiniz bir makaleyi Kindle cihazınıza atmak  için SentToKindle

Yandex Disk:
Dosyalarınızı sürükle bırak yaparak cloud'a atmak için Yandex Disk kullanabilirsiniz. Google Drive da bu işi yapıyor ama onu direkt tarayıcıdan kullanmak daha iyi. Nitekim çok güçlü arama araçları sunuyor.



Zotero:

Akademik dökümanlarınızı, notlarınızı derli toplu tutmak  için kullanabilirsiniz. Ayrıca Yandex Disk'in WebDAV özelliği ile entegre ederek dijital akademik dünyamı cloud'da tutmaktayım. Denemek için

Foxit Reader:
PDF okuma, altını çizme not alma gibi özellikler için Foxit Reader'i kullanmaktayım. Açıkçası Adobe de altını çizme özelliği ve PDF'leri cloud'da depolama özelliği gibi özellikler sunsa da Foxit bu özelliği ücretsiz olarak ilk sunması hasebiyle ilk göz ağrım. Ayrıca daha samimi. Foxit Reader indirin

Git/Bitbucket:

Yazdığım kaynak kodlarını cloud'da güvenle depolama ve versiyon takibi için bitbucket.org kullanmaktayım. Erişim için ise Git-SCM programı kullanıyorum.

Calibre:
E-kitaplarımı derli toplu tutmak, Kindle için format dönüşümleri ve diğer işler için Calibre kullanıyorum.

Resim düzenleme ve sonsuz yedekleme: Picasa ve entegre Google Fotoğraflar:

Picasa ile resim arşivlerimi düzenliyor, Google Fotoğraflar ile özel boyutta sınırsız cloud yedekleme özelliğini kullanıyorum.